Anasayfa

 

Şarki Sözleri

 

Chat

 

Açılış Sayfam Yap

 
 
  Menü

Sohbet
Moda
Haber
Tatil
İddia
Saglık
Fıkralar
Hikayeler
Astroloji
Erotizm
Proğramlar
Güzeller Galerisi
Online Oyunlar
Dini Konular
Radyo Dinle
Canlı Tv
Sinema
Video izle
Sohbet Siteleri
Sohbet Odaları
Bayan-Erkek
Yemek Tarifleri
Faydalı Linkler

 
  E Kart

Anneler Günü
Araba Resimleri
Arkadaşlık Kartları
Asker Resimleri
Aşk Resimleri
Atatürk Resimleri
Babalar Günü Kart
Bayram Kartları
Bebek Resimleri
Doğa Resimleri
Doğum Günü Kartı
Dini Resimler
Gül Resimleri
Hayvan Resimleri
Kalp Resimleri
Manzara Resimleri
Özür Dileme Kartı
Özlem Hasret Kartı
Hat Sanatları
Regaib Kandili
Sevgi Resimleri
Sevgililer Günü
Yeniyıl Kartları

 
  Aşk ve Sevgi

Aşk Nedir
Sevgi Nedir
Acaba Seviyormu
Sevmek
Aşk Mektupları
Platonik Aşk
Aşkın Reçetesi
Sevgi Dilleri
Çiçeklerin Dili
Aşkın 50 işareti
4 Mevsim Aşk
Aşk Oyunu
Aşk Sayıları
Aşk mı
Bebeğimsen
Sağlıklı ilişki
Çapkınlık Dersleri
Erkek Severse
Seviliyorsan
ilk Görüşte Aşk
Kıskançlık
iş Yerinde Flört
Seksi Olmak

  Hikayeler
 
  Dini Hikayeler
Ağızdaki Taşın Hikmeti
Birgün hazret-i Ebû Bekr 'r.a.', hazret-i Fahr-i âlem seyyid-i veled-i âdem Nebiyyi muhterem ve habîb-i mükerremin 's.a.v.' huzûr-ı şerîflerinde, se'âdetle otururlarken; Bir bedbaht kötü huylu kimse; bir edebsizlik edip, Ebû Bekre dil uzatıp, yakışıksız sözler söyledi. Hazret-i Server-i kâinât; o edebsiz, Ebû Bekre edebsizlik etdikce; birşey söylemez, ba'zan da tebessüm eder idi. Hazret-i Ebû Bekr; o bedbaht ve edebsizin edebsizliği haddi aşınca; zarûrî olarak gadaba gelip, birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, se'âdetle ve devletle yerinden kalkıp, gitdi. Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' Sultân-ı Enbiyânın ardına düşüp, yetişdi ve dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Niçin, bir hayâsız, edebsizlik edip, gönül incitirken, susu, birşey söylemediniz. Şimdi, ben ona söyleyince, kalkıp, gitdiniz; sebebi nedir.
Hazret-i Fahr-i kevneyn ve Resûl-i sakaleyn 's.a.v.' buyurdu ki:
- Yâ Sıddîk! O hayâsız ve bedbaht sana dil uzatmağa başladığı zemân, Allahü teâlâ bir melek gönderdi ki, o kimseyi karşılayıp, kovacak idi. Sen, hemen gadaba geldin; söylemeğe başladın. O melek gidip, yerine iblîs geldi. İblîs-i la'înin olduğu yerde, ben durmam.
Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk 'r.a.' ondan sonra, vaktli vaktsiz söz söylememek için, mubârek ağzına bir taş koyar idi. Ne zemân söz söylemek lâzım gelse, evvelâ fikr ederdi. Bir söz söyliyeceği zemân, o sözü kendi kendine nice zemân düşünür, tefekkürden sonra, mubârek ağzından o taş parçasını çıkarıp, ne söz söyliyecek ise söyler idi. Sonra o taş parçasını mubârek ağzına alıp, tesbîh ve tehlîl ile meşgûl olurdu. Kimseye, hayrdan ve şerden dünyâ kelâmı söylemez, eğer kat'î lâzım ise ve çok efdal ise, söylerdi. Yoksa, gecede ve gündüzde tesbîh ve tehlîl ile meşgûl idi.

Başka Dua Bilmez misin?
Bir şahıs, Harem-i Şerîfin kapısında, Ey doğrulara yardım eden, haramlardan kaçınanları koruyan Allâhım!.. diyerek hep aynı duâyı okuyordu. Ona, Sen başka duâ bilmez misin? dediler. O şöyle açıkladı, bu duâyı tekrar etme sebebini:
Ben Beyt-i Şerîfi tavâf ederken ayağıma takılan bir şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla îmânım mücâdeleye tutuştular. Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar dedi şeytanım. Îmânım ise, Bu haramdır, boşuna saklama; sahibini bul, teslim et! dedi. Ben böyle mücâdele içinde iken, birinin sesi duyuldu:
Burada, içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise getirsin, ona otuz altın müjde vereyim!
Bin haramdan otuz helâl hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken, bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce, hemen satın aldım. Bir müddet sonra bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladılar. Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı:
Ben Mağrip sultânının oğluyum. Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı kaybetti. Beni de esir alıp buralarda sattılar. Babam bunları göndermiş, elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp götürsünler. Sen bana çok iyilik ettin, kendi evlâdın gibi baktın. Bundan dolayı memnun kaldım. Bunlar beni satın alacaklar; sakın az altına râzı olma, elli bin altına sat beni.
Dediği gibi oldu. Elli bin altına sattım köleyi. Bu kadar büyük sermaye ile bir kısım mallar alıp Bağdata gittim. Orada açtığım dükkânda mallarımı satıyordum. Bir tanıdığım gelip, Meşhur bir tüccar dostum vefât etti, ay gibi güzel kızcağızı yalnız kaldı. Gel bunu sana alalım dedi. Ben de kabul ettim. Kızın, çehiz olarak getirdiği birtakım tabakların üzerinde içi altın dolu keseler vardı. Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken, birinde dokuz yüz yetmiş altın yazılı idi.
  Sözler
Anlamlı Sözler
Atasözleri
Aile için Sözler
Aşk Espirileri
Aşk Sözleri
Aşk Mesajları
Asker Mesajları
Anneler Günü Sms
Ayrılık Mesajları
Babalar Günü Sms
Bayram Mesajları
Doğum Günü Sms
Dostluk Mesajları
Duvar Yazıları
Erkek için Sözler
Espirili Sözler
Etkileyici Sözler
Evlilik Sözleri
Güzel Sözler
Günaydın Mesajları
Kadınlar için Sms
Kandil Mesajları
Kurban Bayramı
Komik Mesajlar
Komik Sözler
Mani Sözleri
özlem Mesajları
özenli Sözler
özlü Sözler
özür Mesajları
Ramazan Bayramı
Sevgi Sözcükleri
Sevgi Sözleri
Sevgi Mesajları
Sevgililer Günü
Sitem Sözleri
Spor Sözleri
Telefon şakaları
Teklif Mesajları
Türkü Sözleri
Yalnızlık Mesajları
Yeniyıl Mesajları
Harbi Sözler
Felsefi Sözler
Romantik Sözler
Çin Atasözleri
 
  Gül Bahcesi
Kırmızı Güller
Sarı Güller
Beyaz Güller
Mavi Güller
Pembe Güller
Siyah Güller
 
  Diziler
Ihlamurlar altında
Kurtlar Vadisi
Binbir Gece
Avrupa yakası
Aşk Oyunu
Yaprak Dökümü
Sıla
Genco
Kavak Yelleri
 
  Gogle Ara




www.sitemerkezi.net