Anasayfa

 

Şarki Sözleri

 

Chat

 

Açılış Sayfam Yap

 
 
  Menü

Sohbet
Moda
Haber
Tatil
İddia
Saglık
Fıkralar
Hikayeler
Astroloji
Erotizm
Proğramlar
Güzeller Galerisi
Online Oyunlar
Dini Konular
Radyo Dinle
Canlı Tv
Sinema
Video izle
Sohbet Siteleri
Sohbet Odaları
Bayan-Erkek
Yemek Tarifleri
Faydalı Linkler

 
  E Kart

Anneler Günü
Araba Resimleri
Arkadaşlık Kartları
Asker Resimleri
Aşk Resimleri
Atatürk Resimleri
Babalar Günü Kart
Bayram Kartları
Bebek Resimleri
Doğa Resimleri
Doğum Günü Kartı
Dini Resimler
Gül Resimleri
Hayvan Resimleri
Kalp Resimleri
Manzara Resimleri
Özür Dileme Kartı
Özlem Hasret Kartı
Hat Sanatları
Regaib Kandili
Sevgi Resimleri
Sevgililer Günü
Yeniyıl Kartları

 
  Aşk ve Sevgi

Aşk Nedir
Sevgi Nedir
Acaba Seviyormu
Sevmek
Aşk Mektupları
Platonik Aşk
Aşkın Reçetesi
Sevgi Dilleri
Çiçeklerin Dili
Aşkın 50 işareti
4 Mevsim Aşk
Aşk Oyunu
Aşk Sayıları
Aşk mı
Bebeğimsen
Sağlıklı ilişki
Çapkınlık Dersleri
Erkek Severse
Seviliyorsan
ilk Görüşte Aşk
Kıskançlık
iş Yerinde Flört
Seksi Olmak

  Hikayeler
 
  Korku Hikayeleri

Mezar
Serdar on iki yaşındaydı. Bir yıl vardı ki, mahalle arkadaşlarıyla şehir dışındaki top sahasında maç yapmaya gidiyorlardı. Birkaç günde bir öğleden sonra maç yapmaya giderken ağaçlıktan dolanıp top sahasına varıyorlardı. Aslında kestirmeden gitmek vardı ya o zaman da mezarlıktan geçmek gerekiyordu. Bu işe de pek istekli olan yoktu. Bazen maç uzuyor, karanlığa kalıyorlardı. Çocuklar evlerine geç kalmamak için, böyle durumlarda mezarlıktan geçiverelim diye maç bitiminde atıp tutuyorlardı ama mezarlık kapısına gelindiğinde sesler kesiliyordu. Bir iki derken bu durum bir akşamüstü yine karanlığa kalınmıştı. Maç çok uzamış ve epey geç olmuştu. Dönüşü yok mutlaka mezarlıktan geçiyoruz diyenler yine mezarlık kapısına gelindiğinde susmuştu. Serdar duruma el koymak ihtiyacını hissetmişti. “ Arkadaşlar, arkamda tek sıra olun. Ben sizi mezarlıktan geçiririm “ dedi ve arkadaşlarının arkasında tek sıra olmasını sağladı. Hafif ay ışığı vardı ve kesme taşlardan yapılmış mezarlık içindeki dar yolu aydınlatıyordu. Etraf zifiri karanlıktı. Çocuklar sessizce Serdar’ın peşi sıra ilerlediler. Yolun yarısına gelinmişti ki yan taraftaki mezarlıktan bir el uzandı. “ Tut elimi, benim elimi tut “ diyordu derinden gelen bir ses. Serdar irkildi. Yüreği ağzına gelecekmiş gibi oldu. Çok korktu. Arkasına baktı. Kimse yoktu. Hani arkadaşları neredeydi? Gerisin geriye dönüp kaçmaya başladı. Hızla mezarlıktan çıktı. Hedefi top sahasıydı. Oraya ulaşmak istiyordu. İki kere arkasına da bakmıştı. Gördükleri tarifi imkansız şeylerdi. Peşinde ölüler vardı. Serdar top sahasına vardığında bugünkü maçta gol attığı kalenin içine yattı. Arkasında kalenin filesi vardı. Uzanıp tutmaya çalışan olursa fark ederdi. Tehlike gelse gelse önden gelirdi. Böyle bir şey olursa o zamanda ona göre davranırdı. Serdar kalenin içine girdiği andan itibaren peşindekilerin kaybolduğunu anladı. Yine de her an tetikteydi. Gözleri dört bir yana fır dönüyordu. Serdar o gece sabaha kadar uyanık bekledi. Güneşin doğuşunu görmek kimseyi Serdar kadar sevindiremezdi. Derin bir oh çekti ve gerisin geri dönüp mezarlıktan geçerek evine vardı. O el uzanan mezar sessizliğin sesini dinliyordu. Bir hareket yoktu.



mezardan uzanan el
Eve giderken ilerde Namıkların evinin önünde bir polis arabası vardı. Galiba yirmi-yirmi beş adam ve kadın vardı. Polisler onlarla konuşuyordu. Eve girdi. Annesi, babası evdeydi. “Oğlum nerede kaldın? Bütün gece neredeydin? “ diye sordular. Serdar olanları anlattı. Babası öğretmendi. Polislerin yanına götürdü. Olayın tek görgü şahidiydi. Polisler, Serdar’ın anlattıklarını dinlediler. Zabıt tuttular. Daha sonra evine geldi. Yemek yedikten sonra uyudu. Ertesi gün kaybolan çocukların aileleri bir evde toplandılar. Serdar olanları onlara da anlattı. Sorulan soruları cevapladı. İnanan da vardı, inanmayan da. Şu bir gerçekti: Ortada kaybolan on dört tane çocuk vardı. İşte buna hepsi inanıyordu. Mezarlıkta ve top sahasında yapılan araştırmalar sonuçsuz kaldı. Aradan bir ay geçti. Bir ateş yanmıştı ve alev alev yanan ateş sönmüştü. Olanlar unutulmaya başlamıştı. Araştırmalar sırasında Serdar’ın dikkatini mezarcı Mahmut çekmişti. Mezarcı Mahmut, Serdar’ın anlattıklarını doğruluyor ve daha önce de o mezarın yanında bazı çocukların kaybolduğunu söylüyordu. Serdar onun mezarlık içindeki evine gitti. Onunla uzun uzadıya konuştu. Mezarcı Mahmut o mezar alıcı dedenin mezarı diyordu. Doksan iki yaşında ölmüştü. Öteki kaybolan çocuklar geri gelmedi, bunlar da geri gelmez diyordu. Serdar ve ailesi dört yıl sonra o şehirden taşındılar. Aradan uzun yıllar geçti. Namık, Hikmet, Vahdettin, Mesut…tam otuz beş yıldır yoktular. Serdar geçen yazın yıllar sonra ilk defa o mezarlıktan geçti. Mezarcı Mahmut çoktan ölmüş, vasiyeti üzerine alıcı dedenin mezarının üstüne gömülmüştü. Bu işlemden sonra burada hiç çocuk kaybolmamıştı. Serdar mezarlıktan ayrılırken, çocuk konuşmaları, gülüşmeleri duyar gibi olmuştu.
  Sözler
Anlamlı Sözler
Atasözleri
Aile için Sözler
Aşk Espirileri
Aşk Sözleri
Aşk Mesajları
Asker Mesajları
Anneler Günü Sms
Ayrılık Mesajları
Babalar Günü Sms
Bayram Mesajları
Doğum Günü Sms
Dostluk Mesajları
Duvar Yazıları
Erkek için Sözler
Espirili Sözler
Etkileyici Sözler
Evlilik Sözleri
Güzel Sözler
Günaydın Mesajları
Kadınlar için Sms
Kandil Mesajları
Kurban Bayramı
Komik Mesajlar
Komik Sözler
Mani Sözleri
özlem Mesajları
özenli Sözler
özlü Sözler
özür Mesajları
Ramazan Bayramı
Sevgi Sözcükleri
Sevgi Sözleri
Sevgi Mesajları
Sevgililer Günü
Sitem Sözleri
Spor Sözleri
Telefon şakaları
Teklif Mesajları
Türkü Sözleri
Yalnızlık Mesajları
Yeniyıl Mesajları
Harbi Sözler
Felsefi Sözler
Romantik Sözler
Çin Atasözleri
 
  Gül Bahcesi
Kırmızı Güller
Sarı Güller
Beyaz Güller
Mavi Güller
Pembe Güller
Siyah Güller
 
  Diziler
Ihlamurlar altında
Kurtlar Vadisi
Binbir Gece
Avrupa yakası
Aşk Oyunu
Yaprak Dökümü
Sıla
Genco
Kavak Yelleri
 
  Gogle Ara